Suyun Akışında Kaybolmak

Bir parça huzur lazım. Saatlerce değil belki dakikalarca da olsa kâfi. Elden çıkmış gitmiş günlerin farkına varılmamış nimetini tasarruflu kullanma hakkımız olsaydı keşke. Biriktirebilseydik misal. Yumruk yedikçe alsaydık bir doz o günlerin havasından. Solusaydık ciğerlerimizin alabileceği son radde kadar. Bu fırtınadan, bu kargaşadan, bu karmaşadan kafamızı bir poşete dayasaydık da çekseydik o güzel günleri. Bir dalga hafifçe sallasa bizi. Suyun üstünde kollarımızı ayaklarımızı açsak. Bıraksak öylece. Düşünmesek. En önemlisi o. Ne geçmişi ne geleceği… Hepsinden ve andan sıyrılsak. Unutsak. Beklentimiz yok korkularımız bizi hapsetti. Düşünmediğimizin farkında olmanın lezzetini yaşasak. Uyku tat vermiyor çünkü. Düşünmediğimizi bile düşünmemiz gerekiyor. Ne büyük çelişki. Kendimizden sıyrılalım dedikçe kendimize yakalanıyoruz. Kuyruğunu kovalayan kediler gibiyiz. Ne acı bir acziyet.

İnsan şaşırıyor dünyadaki bu sayısız tezatlığa. Her insan kendi dünyasının merkezinde. Ölünce sanıyorsun ki dünya duracak. Yeryüzündeki kimse hayatına eskisi gibi devam edemeyecek. Bencillik değil bu istemesen de bir aldanma. Bir yerde düğün bir yerde cenaze. Eğlence mekanlarının hoyrat sesi mezarlığın ölüm sessizliğine karışıyor. Herkes kendi dünyasında. Biz araftakiler şaşırıp kalıyor bu işe. Aynı anda ölsek ve aynı anda gülsek? soruyorlar:

Kim verdi size böylesi içten gülebilme hakkını, nasıl kazandınız böyle huzurlu olabilme ayrıcalığını, hangi lotodan çıktı basit konuları dert edebilme lüksünüz, güneş neden bir tek size gülümsedi, yıldızlar neden size göz kırptı sadece, bu sağlığın bedelini ne ile ödediniz, nerede satıldı tüm bunlar, bu ihaleden neden biz habersiz kaldık.

akışına bırakmak

Soruların ve cevapların bir önemi yok. Sonuçların bedeli var. Kimsenin günahı yok ama bir adaletsizlik var. Çok konuştuk. Bir dalgaya ihtiyaç var. Sert değil. Hafif. Suyun üstüne bırakmalıyız kendimizi. Yatar gibi. Akışına bırakmalı. Zaferin mağrurluğunu yaşamaktansa kaybetmenin samimiyetine hep yatkın olduk. Kaybedeceğimiz şeyleri biriktirmekten korktuk. İki kapılı bir dünyada korkağı oynadık. Korkak gibi yaşadık. Kaybedenlerin karizması, tarzı, filmi yok. Onu da siz kazananlar uydurdunuz. Biz ise hep sizi izledik. Sizin kaderinize oynamak bizim kaderimize ses çıkarmadan izlemek düştü. Yine de hepimizin filmi aynı sonla bitiyor. Geldiğimiz gibi çıkıyoruz.

Not: Bu yazı tarafımca daha önce Ekşi Sözlük’te paylaşılmıştır.

Editör Yazar:

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.